Dünya genelinde kaynak tüketimi hızla artarken, sürdürülebilirlik odaklı çözümler geliştirmek şirketler için bir tercihten çok zorunluluk haline geldi. Geleneksel lineer ekonomi modelinin “al, yap, at” döngüsü, artan atık miktarı, doğal kaynak tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle uzun vadede sürdürülebilirliği tehdit ediyor. Bu noktada, lojistik ve tedarik zinciri süreçlerinde döngüsel ekonomiyi destekleyen sürdürülebilir çözümler geliştirilmesi büyük önem taşıyor.
Peki, döngüsel ekonomi lojistik ve tedarik zinciri yönetiminde neden bu kadar kritik?
Hepimizin bildiği gibi döngüsel ekonomi, günümüz iş dünyasında giderek daha fazla benimsenen, kaynakları daha verimli kullanmayı, atıkları minimize etmeyi ve geri dönüşüm oranlarını artırmayı hedefleyen bir model. Bununla beraber lojistik sektörü, büyük miktarda enerji ve kaynak tüketimi gerektiriyor. Bu tüketimi azaltmak için döngüsel ekonomi stratejilerinin uygulanması, hem operasyonel verimliliği artırabilir hem de çevresel etkiyi azaltabilir.
Bu yaklaşım, geri dönüşümü destekleyen ambalaj kullanımı ve yeniden kullanılabilir paketleme sistemleri ile lojistik süreçlerindeki atığı azaltabilir. Tersine lojistik ile kullanılmayan veya iade edilen ürünlerin etkin bir şekilde toplanarak yeniden değerlendirilmesi, sürecin döngüsel hale gelmesini sağlayabilir. Elektrikli araç kullanımı, karbon ayak izini düşürmek için önemli bir adım olabilir. Ayrıca rota optimizasyonu ve akıllı lojistik sistemleri sayesinde yakıt tüketimi azaltılabilir.
Dünyada ve Türkiye’deki uygulamalar
Dünya genelinde birçok şirket ve ülke, lojistikte döngüsel ekonomiyi destekleyen uygulamalar geliştiriyor.
Döngüsel ekonomi prensiplerini benimseyen şirketler, geri dönüştürülmüş malzemelerden üretilen ürünlere odaklanarak sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlıyor. Aynı zamanda, kullanılmayan ürünleri toplayarak yeniden satışa sunan sistemler geliştiriliyor. Biz de EKOM Grup olarak, döngüsel ekonominin sürdürülebilirlik için bir zorunluluk olduğuna inanıyor ve lojistik süreçlerimizde atık azaltma stratejileri uyguluyoruz. Bu amaçla, atıkları azaltmak için iş ortaklarımızın tanzim teşhir standlarının tamir ve bakımını yaparak yeniden kullanılmasını sağlıyoruz.
Sürdürülebilir lojistik modelleri kapsamında, lojistik firmaları karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik elektrikli teslimat araçları, biyoyakıt kullanımı ve enerji verimli depolama sistemleri gibi stratejiler geliştiriyor.
Depo yönetimi de kritik uygulamalar arasında yerini alıyor. Kullanılmış ürünlerin toplanarak yeniden değerlendirilmesi, döngüsel ekonominin temel taşlarından biri haline geliyor. Aynı zamanda, akıllı depo yönetim sistemleri sayesinde fazla ürün stokları en verimli şekilde değerlendiriliyor.
Son yıllarda, ülkemizde de lojistik ve tedarik zinciri yönetiminde döngüsel ekonomi prensiplerini benimseyen şirketler artıyor. Sürdürülebilir ambalajlama, akıllı depo yönetimi ve geri dönüşüm odaklı lojistik stratejileri, öne çıkan uygulamalar arasında yer alıyor.
Sonuç olarak…
Döngüsel ekonomi, lojistik ve tedarik zinciri sektörlerinde hem ekonomik hem de çevresel açıdan büyük bir fark yaratabilir. Şirketlerin döngüsel lojistik uygulamalarına odaklanması, uzun vadede sürdürülebilirliği desteklemenin yanı sıra operasyonel verimliliği de artırabilir. Biz de, tüm operasyonlarımızda döngüsel ekonomi prensiplerini benimsiyor ve sürdürülebilir lojistik çözümlerimizle sektörde fark yaratmayı hedefliyoruz.